EN

Bohemian Rapsody, AIDS ve Tıp

Psikiyatrist olmak sevdasıyla yanıp tutuşarak Tıp Fakültesine girdiğim 1981 yılında, benden çok uzaklarda bir yerlerde henüz bulunmuş olan bir virüs dünyayı sarsıyordu..
O zamanlar, o virüs ile yollarımızın bu kadar kesişeceğini tahmin etmem ne mümkündü.
Sonra ben tıp fakültesi koridorlarında koşuştururken, hayran olduğum Rock Hudson’un AIDS’ ten öldüğü haberiyle şaşkına döndük. Çünkü ölene dek bir sır gibi saklanan hastalığı nedeniyle, aslında tüm dünyadan sakladığı bir başka gerçek de ortalığa saçıldı.
Gençliğin koşulsuz hoşgörüsü ile hayallerimi süsleyen bu karizmatik yıldızın cinsel tercihini neden sakladığını hiç anlamlandırmamıştım…
Bohemian Rapsody filminde, Freddie Mercury’nin filmden de muhteşem yaşam öyküsünü seyrederken, AIDS dehşetinden, artık şahane ilaçlarla tedavi ettiğimiz “HIV İnfeksiyonu” aşamasına çoktan geçmiş bilim aleminin soğukkanlı bir bireyi olarak yeniden tıp dünyasına selam durdum.
Bilim dünyası, önce çok iyi bir tanı testi buldu. Böylelikle kan ve organ taramaları yapılabildi ve en önemli bulaşma yolları bertaraf edildi.
Hemen ardından benim Tıp Fakültesinden mezun olduğum 1987 yılında ilk ilaçlar bulundu. Böylece ölümcül bir hastalık olma sınıfından çıkma umudu doğdu..
Aynı yıl tümüyle psikiyatriden vazgeçtiğim halde biraz da başka ne seçeceğimi bilmediğim için seçtiğim Enfeksiyon Hastalıklarına başlamış oldum.
Uzmanlaşmak için seçtiğim branş ise bizim ülkemizde AIDS’ten çok az biliniyordu.
Bana soruyorlardı; “Ne iş yaparmış enfeksiyoncu?”
Cevap veriyordum; “AIDS bakar”
Acıyarak yüzüme bakıp “aman bulaşmasın” yapıyorlardı..
Gerçekten de başlangıçta, diğer branş doktorlarına bile, çok zor bulaşan bir virüs olduğunu anlatmakta zorlanıyordum.
Başka doktorlar dokunmaktan korkuyor tedavi süreçlerine katılmıyorlardı.

 
Ama virüsün insanlığa bir lanet olarak gönderildiğini çınlatan karanlıklara inat 1996’larda kullanıma giren yeni ilaçlarla yaptığımız “karışım” tedavileri hastalığı Azrail’in elinden alıverdi.
Filmi seyrederken burnumun direği sızlayarak, Freddie Mercury birkaç yıl daha dayanabilmiş olsaydı diye düşündüm.
Hastalar artık ölümcül olmayan ama süregen bir hastalık için sürekli bir avuç dolusu ilaçlar alıyorlar ve hala yanlış anlaşılma ve soyutlanma korkusunun dehşetiyle yaşıyorlardı.
İnsanlık serüvenine, ölüm metaforu hastalıklardan farklı olarak bir de “suç ve ceza” metaforu olarak damga vuran AIDS şimdilerde yalnızca her gün alınan tek bir tablet ile kontrol altına alınıyor.
Hastalar tümüyle ve yaşam süreleri kısalmadan normal bir yaşam sürebiliyorlar.
Kısa vadede peşinde olduğumuz şey ise, hastaları hergün ilaç alma zahmetinden kurtarmak uzun vadede ise hastalığı tümüyle tedavi edip virüsü tüm hücrelerden atmak..
Bilim bir şeyi konuşmaya başlamışsa bilin ki eli kulağındadır..

tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish